Bugun...


Psikolojik Danışman Fatma Özçelik

facebook-paylas
MİLENYUM ÇAĞI – TEKNOLOJİK ÇOCUKLAR
Tarih: 05-01-2019 14:51:00 Güncelleme: 05-01-2019 14:51:00


2000’li yıllarda başlayan milenyum çağı aynı zamanda teknolojik çocukların doğum yılıdır. Televizyon, telefon, tablet, internet bu yıllarda doğan çocukların bir parçası olmuş durumda. Eskiden çocuklar sokakta oynar, kendi oyunlarını kendileri kurar, sokakla ve diğer arkadaşlarıyla temas içinde olurdu. Sokakta karşılaştığı sorunlarla baş etmeye çalışırdı. Şimdi ise oyunlar bilgisayarda hazır, çocuklar sadece klavyeye temasla oyununu oynuyor ve karşılaştığı sorunlarla baş edemediğinde kolay bir şekilde bilgisayar programları çocuğun yerine o sorunu halledebiliyor. Bu alanda yapılan bir araştırmada çocukların ileri teknoloji gerektiren aletleri kullanımında erken yaşta ustalaştığını fakat ayakkabı bağcığı bağlama becerisinin eskisinden çok daha geç bir yaşta kazanıldığını gösteriyor.

Doğum yılım 1996 ve teknolojiyle ne zaman tanıştığımı düşünüyorum. Hatırladığım kadarıyla teknolojik aletlerden ilk olarak televizyonla tanıştım. İnternetle ise 2008 yılında tanıştım. Yani demek istediğim bizler sanal dünyayla çocukluk dönemimizi tamamladıktan sonra tanıştık. Oysa milenyum çocukları direk bu sanal dünyanın içinde doğdu. Sosyal medyayı çoğumuz kullanıyoruz, bebekleri doğunca sosyal medyada paylaşan ebeveynler bunun en büyük örneği. Ya da daha bebek anne karnındayken ona sosyal medya hesabı açan ebeveynler...

Yapılan araştırmalara göre günümüz teknolojik  çocukları günde 4-5 saatlerini bilgisayar, televizyon, tablet, telefon gibi teknolojik aletlerin karşısında geçiriyor. Bu rakam bazen 8’e çıkabiliyor. Bu büyük bir tehdit. Çocukların bu süreyi daha verimli kullanmaları açısından zaman yönetimi gibi bir takım planlama  ihtiyaçları ortaya çıkıyor. Çünkü sokağa çıkıp arkadaşlarıyla oynamayan çocuğun oyunu bu aletler, arkadaşları da bu aletler olmuş durumda. Kendilerini çok kaptırmamaları açısından çocuklara farklı görevler verilebilir veya onlarla farklı aktiviteler yapılabilir. Fakat teknolojiyle günümüz çocuklarını ayırmak neredeyse imkansız. Ayırdığımız takdirde de pek sağlıklı sonuçlar ortaya çıkmaz. Örneğin çocuğunuza interneti yasakladınız. Çocuğunuz muhtemelen okulda arkadaşlarının muhabbetlerine dahil olamayacaktır. Çünkü günümüz çocukları internette paylaşılan videolardan anında haberdar oluyorlar ve birbirleriyle anında paylaşım içindeler. Onların sosyallik anlayışları bu olmuştur.

İnternetteki videolar demişken çocukların youtuber olma noktasına değinmeden geçmemeliyim. Video çekerek internete atıp binlerce takipçi binlerce izlenme almak artık milenyum çağı popülerlik anlayışı olmuştur. Ne kadar çok takipçi o kadar çok popülerite. Bu işin bir de maddi yanı var. İşte çocuklarımız bu örnekleri gördükçe daha da heveslenerek ilgi çekici videolar çekmeye özenebilir. Bu gibi durumlarda çocuğu engellemek hata olacaktır. Bunun yerine çocuğu daha çok deneysel aktivitelere yönlendirerek onların videolarını çekmelerine destek verirseniz çocuğunuz hem sizden gördüğü destekle heveslenecek hem de ilgi çekici, abartılı, bazen de saçma videolar çekmekten vazgeçecektir.

Milenyum çocukları yukarıda bahsettiğim kadar şanssız değiller tabi ki. Aksine bilgiye ulaşmadaki hız ve çocukların dünyada olup biten her şeyden daha hızlı haberdar olması gibi faydalar çok daha fazladır.  Ben olumsuz durumların bazılarından bahsettim ki bir miktar farkındalığımız oluşsun.

Son olarak da çocuklarımız internet ortamında her konuda risk altındadır. Yukarıda da dediğim gibi onları internetten uzak tutamayız. Bu noktada bizler internet ve internetteki riskler hakkında daha bilinçli olup çocuklarımızı, onlara fark ettirmeden, sanal dünyada kontrol etmekte fayda var.

Unutulmamalı ki teknoloji bir araçtır, insan elinde anlam kazanır. Onu iyi ya da kötü kullanmak tamamen bizim elimizdedir.



Bu yazı 796 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
GÜNLÜK BURÇ
HABER ARA
YUKARI